
SU
Ey cami avlusunda şakırdayan su;
Denizim,Mehtabım,Kalamış, Göksu
Erciyes’de Ağrı’da, yamacında bir dağın
Aşıklar çeşmesi, Dilek pınarı en güzel adın.
Sen yalçın kayalıklarda arındın ak pak
Avuç, avuç içsem de mümkün mü doymak?
Erilmez yar gibisin hem cilve naz, hem kıvrak.
Ya, kocaman pamuk tarlası bulutların
Düşürdüğü Nisan yağmurudur kaynağın,
Yada, Torosların, Uludağın şapkası karların
Köpük, köpük çağlayanların dökülüp
Dinlendiği ovada kıvrım, kıvrım ırmaksın...
Manyasta kuş cenneti, Harran da bereket
Urfa’ da balık gölüsün...
Çoruhta azgınsın, Kelkit de derbent
Fethiye de ölüsün...
Yeşilırmaksın hayatsın çevrene
Kızılırmaksın yıldızlardan kopmuş
Toprak taşırsın Kara Denize
Sakaryasın yıllarca sürünüp durmuş
Destanlar yaşatan bizlere...
Diclesin, Fıratsın coşkun akıp çağlayan
Meriç’sin Tuna’sın özyurduna ağlayan
Kimi iki yaramaz çocuk; Seyhan, Ceyhan.
Sen Akdenizsin, Karadenizsin çırpınan
Kızıl denizsin, Büyük okyanussun
Piri Reisin arşınladığı;
Kaptanı Derya Barbaros’un oğlusun...
Ey içmeye kıyamadığım duru su
Sabahın çiği akşamın şelalesi başıma
Yıkanıp arındığım boğaz, mavi Marmara
Ey dayanılmaz aşk şarabı,
Kadehlerimizdeki kırmızı su
Akşamüstü zenginliği Ege’nin.
Ey çapkınların en doymazı en aymazı
Soymadığın güzel kaldı mı kıyında
Öpmediğin dudak, okşamadığın ten.
Ey kıkırdayan su; ayaklarımda şımarma!
Biraz azgın biraz öfkeli sokulup kıyılara
Bizden çaldığın canları unuttum sanma!...
Orhan KAYMAK